29 Temmuz 2013 Pazartesi

DÖKH'ün Tunus Halklarına Başsağlığı ve Dayanışma Mesajı


Biz Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH) olarak, Tunus Ulusal Kurucu Meclis üyesi ve sol muhalefet milletvekili Muhammed el Brahmi'nin suikast sonucu katledilmesini kınıyoruz.  

Tunus, Kuzey Afrika ve Ortadoğu halklarının, kadınlarının görkemli direnişi ile gerçekleştirmiş olduğu devrimlerin başlangıç yeridir. Bugün Tunus, karşı devrimci güçlerin haince saldırılarına maruz kalmaktadır. Şükrü Belayid'e siyasi suikast ile başlayan bu süreç, sol muhalefet milletvekili Muhammed  el Brahmi'nin katledilmesi ile devam ediyor. Tunus halkına ve kadın yoldaşlarımıza, başsağlığı diliyoruz.

DÖKH olarak, Tunus halkının, karşı- devrimci güçlere karşı yürüttüğü  demokratik devrim sürecinin yanındayız. Tunus halkının hükümete karşı yürütmekte olduğu direnişinin halkların ve kadınların onurlu geleceğini temsil etmektedir.

Bu cinayetlerle, Radikal dincilik çizgisi ile Ortadoğu, Kuzey Afrika devrimlerinin egemen güçler tarafından çalınıyor. Toplum yeniden kapitalist tekelci güçlerin iktidarı altına alınmaya çalışılıyor.

Tunus siyasi cinayetleri ve Mısır darbesi amaçlarına ulaşamayacaktır. Kürt Özgürlük mücadelesine dönük Paris'te gerçekleştirilen ve Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez yoldaşlarımızın katledilmesi ile sonuçlanan suikast göstermektedir ki emperyalist güçler aynı merkezden halklara dönük saldırıları planlamaktadır.

Uluslararası hegomonik ve bölgesel gerici güçlerin, devrim hareketleri karşısındaki ittifakını parçalayacak yegâne şey, halkların ve tüm ezilenlerin ortak mücadele ve birlikteliği olacaktır. Kadınların ve halkların ortak mücadele başarısı, katliamları yargılayacak güç olacaktır.


DÖKH ve Ortadoğu Kadın Konferansı bileşeni kadınlar olarak, 1.Ortadoğu Kadın Konferansı kararlarından biri olan, mücadele birliği kararını hızla hayata geçireceğiz. Ortadoğu kadın mücadelesini yükselterek, örgütlenme planlamaları ile egemenlerin yönelimlerine cevap olacağız. 

Condolences and Solidarity Message of DOKH to the Tunisian People



We, as the Democratic Free Women Movement (DÖKH), are reprobating the assasination of Muhammed el Brahmi who was a member of National Constituent Assemby of Tunisia and a deputy of leftist opposition. Tunisia is the starting point of the revolutions which were carried out by the splendid resistence of North African and Middle Eastern peoples and women. Tunisia is today exposed to cruel attacks of counter-revolutionary powers. This process started with the political assasination of Şükrü Belayid and now is going on with the leftist opposition deputy Muhammed el Brahmi. We offer condolence to the peoples of Tunisia and our women comrades.
 We, as DÖKH, are supporters of democratic revolution process of the peoples of Tunisia against counter-revolutionary powers. Ressitence of Tunisian peoples against the goverment is representing the dignified future of the peoples and the women.Revolutions of Middle East and the North Africa are being stealed by hegemonic powers with these assasinations and radical religious axe. The society is tried to be taken under control again by the capitalist monopolistic powers. Political assasinations of Tunis and the coup in Egypt will not achieve their goals. The assasinations which were occured in Paris against Kurdish Freedom Struggle and which ended up with the murders of our comrades Sakine Cansız, Leyla Şaylemez and Fidan Doğan show us that the imperialist powers are planning the attacks towards peoples from the same point. 
The only thing that will tear the alliance of international hegemonic and regional reactionist apart, would be a shared struggle and togetherness of all the peoples and all those who are oppressed. Success of mutual struggle of peoples and all the oppressed ones would be the power to judge the assasinations. We, as the women from DÖKH and Middle East Women Conference, are immediately going to put into practise one of the decisions of 1st Middle East Women's Conference which is the mutual struggle. We are going to be an answer to attempts of the sovereigns by rising Middle East Women's struggle through plans of getting organized.

17 Temmuz 2013 Çarşamba

1.Ortadoğu Kadın Konferansı Sonuç Bildirgesi


Ortadoğu ve Kuzey Afrika ve Arap ülkelerinden gelen kadınların uluslararası dayanışma ve ortak mücadelesini amaçlayan konferansımızın sonuç bildirgesi önümüzdeki döneme ışık tutacak bir yol haritası olması açısından tarihi bir öneme sahiptir. Baskı ve  sömürge rejimlerine, işgallere, neo liberal  politika ve ırkçılığa karşı çıkan 26 ülkeden 250 kadın, 31  Mayıs -2 Haziran tarihleri arasında Amed’de  1. Ortadoğu Kadın Konferansı’nda bir araya geldik, deneyimlerimizi paylaştık. Kadınların eşitlik, özgürlük mücadelesinin yanı sıra bölgemizdeki siyasi gelişmeleri konuştuk, tartıştık.
Konferans delegasyonu olarak bizi buluşturan Demokratik Özgür Kadın Hareketi’ne teşekkür ediyoruz. Kadın özgürlük mücadelesinde devrimsel dönüşümler sağlayan Kürdistan Özgür Kadınlar Birliği (KJB)’ni selamlıyoruz. Bu konferansı da Kürt kadınlarının mücadelesinin bir sonucu olarak görüyoruz.
Önemli ve tarihi bir süreçten geçiyoruz. Ortadoğu ve Kuzey Afrika değişimler yaşıyor, yeniden yapılanıyor. Bu kritik süreç biz kadınlar için hem olanak hem de risk demek. Bu değişim ve yeniden yapılanma sürecine örgütlü ve daha etkili katılmanın, -kendi özgürlüğümüz için- bize de tarihsel sorumluluk yüklediğine inanıyoruz. Bu nedenle konferansımızın bu kritik ve tarihi sürece müdahil olma mekanizmalarına hizmet etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Konferans bileşeni tüm kadınlar olarak konferans amaç ve kararlarının takipçisi olacağımızı, benzer buluşmaları bir gelenek haline getireceğimizi açıklıyoruz. Bunun için konferans kararı olarak;
*Konferans katılımcılarının tümünü kapsayan bir iletişim ağı oluşturacağız,
*İkinci konferans toplanıncaya kadar konferans delegasyonu arasındaki iletişim ve politik dayanışmayı sağlamak, birbirimizle daha güçlü işbirliği imkanları yaratmak için kadınlardan oluşacak dönüşümlü bir koordinasyon grubu kuracağız.
*Suriye’deki savaştan kaçan kadınların yaşadığı mülteci kamplarını izleme grubu oluşturacağız.
Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki değişim kadınları da etkiliyor. Verilen mücadeleye kadınlar da aktif olarak katılıyor. Ancak  yeni iktidarlar göreve gelirken kadınların haklarını gasp ediyor, erkek egemen sistemle işbirliğine giderek kadınlara yönelik şiddet, taciz ve tecavüzü bizi politik ve kamusal alan ve karar alma mekanizmalarından uzaklaştırmak,  biz kadınları evlere mahkum etmek için kullanıyor.  Tarihsel bilincimiz ve deneyimlerimiz gösteriyor ki; kökten dincilik kadın özgürlüğüne karşı temel tehditlerinden biridir. Kadını red ve inkâr eden kökten dinciliğe karşı mücadelemizi yükseltmek değişim sürecini bir kadın devrimine dönüştürmek temel mücadele konumuzdur. Herhangi bir ideoloji, din ve inanç kadına yönelik baskı olarak kullanılamaz. Kadınlar tercih ettikleri yaşam tarzı ve kıyafetleri sebebi ile her hangi bir ayrıma tâbi tutulamaz, bu sebeple sosyal, siyasi, eğitim ve çalışma haklarından mahrum edilemezler.
Biz kadınlar, tecavüz, recm, kadın sünneti, kadın cinayetleri, kadına yönelik erkek ve devlet şiddetine;  kadınlara esnek ve güvencesiz çalışmayı dayatan neo liberal politikalara karşı  mücadele edeceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz. İdam tehdidi altındaki kadınlar için uluslararası duyarlılık yaratmak, gözaltında işkence ve kötü muamele ile mücadele etmek için ortak eylemlilikler yapacağımızı belirtiyoruz.
Etnik, ideolojik, dini inanç, cinsel kimlik, cinsel yönelim ayrımcılığın her türüne karşı çıktığımızı belirtiyoruz. Dini inancı olmayanların da haklarının savunulması gerektiğini belirtiyoruz.  Bütün halkların anadilini koruma ve savunma hakkı olduğunu, eğitim ve anadilde yaşama hakkının kadınların da talebi olduğunu söylüyoruz.  
Her türlü işgale ve dış müdahalelere karşı çıkıyor, ulusal ve toplumsal mücadele ile kadın hakları için verilen mücadelenin ayrılmaz olduğuna ve birlikte yürütülmesi gerektiğine inanıyoruz.
Tekçi ulus devlet modelini reddediyor, demokratik çoğulcu ulus modelini öneriyoruz. Emperyalist politikalar karşısında halkların kardeşliği mücadelesini esas alıyoruz. Faşizme ve her türlü diktatörlüğe karşı mücadeleyi yükseltmek ilkesel tutumumuzdur.
Konferans delegasyonunun temsil ettiği bütün ülkelerden kadınlar haklarımız, özgürlüğümüz ve demokrasi için mücadele eden tüm siyasi tutuklu kadınlar özgür oluncaya kadar politik, hukuki ve demokratik alanda mücadele edeceğimizi belirtiyoruz. Yönetimleri  tüm siyasi kadın tutsakları bir an önce serbest bırakmaya çağırıyoruz.
Kürt kadın siyasetçiler Sakine Cansız, Fidan Doğan, Leyla Şaylemez’in Paris’te  öldürüldüğü gün olan 9 Ocak tarihini bundan böyle  - konferans delegasyonunun temsil ettiği coğrafyada politik mücadele veren ve bu uğurda bedel ödeyen, hayatını kaybeden kadınlara atfen, siyasi cinayetlere karşı ortak eylemlilik günü olarak deklere ediyoruz.
Biz kadınlar, barış müzakerelerinde kadının eşit ve cinsiyet eşitlikçi temsiliyeti sağlanmadan gerçek bir barış inşasının mümkün olamayacağını düşünüyoruz. Bu temelde barış müzakerelerinde kadın temsiliyetinin sağlanması için tüm kadınları mücadeleyi yükseltmeye davet ediyoruz. Kürt halk önderi Abdullah Öcalan ile Türkiye devleti arasında başlayan barış görüşmelerini ve müzakereyi destekliyoruz. Bu müzakereden Kürt halkının özgürlük taleplerini karşılayan bir sonuç çıkması için çaba sarfedeceğimizi deklere ve Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünü talep ediyoruz.
20. Yüzyılın başında 4 devlet tarafından sömürgeleştirilen Kürdistan’da yürütülen hak ve özgürlük mücadelesini destekliyoruz.
Biz kadınlar, Kürt ve Filistin halkının özgürlük sorununu Ortadoğu’nun en temel iki sorunu olarak görüyoruz. Bu iki halkın özgürlüğü olmadan bölgede gerçek bir barışın olamayacağını bir kez daha belirtiyoruz. Başta Filistin ve Kürt halkı olmak üzere, bütün halkların özgürlük mücadelesini destekliyoruz. Halkların kendi kaderlerini tayin etme hakkı olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz.
Filistin halkının, Filistinli mültecilerin geri dönüş hakkı ve siyonizme karşı verdiği mücadeleyi desteklediğimizi beyan ediyoruz. Kürt kadın siyasi tutuklu Zeynep Celaliyan, “bedenim benimdir” dediği için hapse atılan Tunuslu kadın aktivist Amina, Filistinli lider Ahmat Saadat, Marwan Barguti ve Bahreynli insan hakları savunucusu Abdulhadi Al Khawaja’nin de serbest bırakılması gerektiğini söylüyoruz.
Biz kadınlar kadın hakları ve özgürlüğüne ilişkin siyasi, ideolojik ve etnik temelli ayrımcı yaklaşımları reddediyoruz. Siyasi görüş ve ideolojik yaklaşım farkı gözetmeden kadın olmaktan kaynaklı ortak sorunlarımıza karşı ortak mücadele edeceğimizi açıklıyoruz.
Bu nedenle Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da kadının gerek kamusal gerekse özel alanda maruz kaldığı şiddeti görünür ve bilinir kılmak; devlet ve erkek şiddetine karşı ortak eş zamanlı bir kampanya yapacağımızı duyuruyoruz. Tarih olarak da kadına yönelik her türlü şiddet ve ayrımcılığa karşı mücadele günü olan 25 Kasım’ı önemsiyoruz.
İşgal ve savaş nedeniyle tahrip olan doğa ve kültürel tarihimizin yıkımına da karşı duracağız.
Egemenlere, diktatörlere ve erkek egemen sisteme karşı uluslararası ortak mücadeleyi murad eden konferansımız biz kadınlar için yeni bir zemin demek. Bu zemini güçlendirmek, sürekli kılmak elimizde. Biz kadınlar kendimize güveniyor ve bu topraklara barışı kadınların getireceğini söylüyoruz.

1st Middle East Women's Conference Final Declaration


The Final Declaration that aims joint struggle and international solidarity among the women from the Middle East, North Africa and Arab Countries has an historical importance in terms of its function for being a road map for the upcoming years. We are the 250 women from 26 countries who are in opposition to repression, colonialist regimes, occupations, neo-liberal politics and racism came together and shared our experiences with the occasion of the 1st Middle East Women's Conference between 31 May - 2 June 2013 in Amed.  We have discussed recent political developments as well as women's struggle for equity and freedom.
As the conference delegation we thanks to Democratic Free Women Movement for bring us together. We salute the Union of Free Women of Kurdistan which provides opportunity for revolutionary change for the freedom struggle of Women. We perceive this conference as a result of Kurdish Women' struggle.
We are going through a historic and important process. The Middle East and North Africa are living a conversion and restructuring process. This critical process means an opportunity and risk as well as for women. We believe that organized and effectual participation to the conversion and restructuring process lay a historical burden on women for our freedom. Therefore, we think that this conference should serve to the involving mechanisms in order to attend to this critic and historic process. We as participants of the conference, we declare that similar summits will be traditional and we will follow up the conference decisions and its aims. Therefore as decisions of the conference;
- We are going to constitute a communication network that covers all the participators of the conference.
- We are going to constitute a coordination group by ..... women in order to providing opportunity for stronger co-operation, communication among the delegates and political solidarity until the second conference.
- We are going to build up a monitoring group for women in the refugee camps who escape from the war in Syria.
The changing in the Middle East and the North Africa affects Women too. Women are actively involved to the struggle. However, while new powers becomes the government, women's' rights have been restricted, violence on women and rape are continuing, excluded from decision making mechanisms and public field in order to confine the women to houses by the cooperation with the male-dominant system. Our historical conscious and experiences shows that; fundamentalism is one of the basic threats against women's' freedom. Our basic struggle point is converting the evolution to the revolution by rising the struggle against fundamentalism that refuses and denies woman. Any ideology, religion and belief cannot be used as a pressure against women. Women cannot be discriminated due to their life style or dressing. Therefore, they shouldn't incapacitated from their social, political, education and working rights.
We as women announce the struggle against rape, stone to death, female circumcision, woman killings and violence against women by the male and the state; neo-liberal politics that causes flexible and unsecured working to women. We remarks that we will realize joint activities in order to struggle against inhuman implementations, tortures and execution of women.
We underline our opposition to all forms of discrimination based on ethnic, ideological, religious belief, sexual identity and sexual orientation. We should also defend the rights of non-religious people.  We are saying that every people have right to protect their mother tongue and education and living in mother tongue are also women's' demand.   
We are refuses every kind of occupation and external interventions and believe that national-social struggle and struggle for women's' right are inseparable.
We refuse the unitary nation-state model and suggest the democratic pluralist people model. We take in consider peoples' sisterhood against to the imperialist politics. Rising the struggle against to the fascism and every kind of dictatorship is our principal attitude.
We express that all the participant women who represents the conference delegation from different countries will continue to struggle for political, judicial and democratic fields until freedom of all the women political prisoners. We call the governments to release all the women political prisoners.
The January 9 which is the date of assassination of three Kurdish Women politicians, Sakine Cansız, Fidan Doğan and Leyşa Şaylemez; We declare that the January 9 will be the joint activity day among the conference representatives' regions against political murders.
We, women, reckon that, without ensuring the equal representation of women, a real peace-building process is impossible. In this respect, we invite all the women to raise the struggle to ensure the women representation in the peace talks. We support the peace talks and negotiations between Kurdish People's Leader Mr. Abdullah Öcalan and the government of Turkey. We demand freedom of Mr. Abdullah Öcalan and declare that we will make an effort for a result which covers the Kurdish People's freedom demands from this negotiations.
We support the ongoing freedom and concession struggle in Kurdistan that colonized by the 4 states in the early part of 20. Century.
We the women, perceive Kurdish and Palestinian Peoples' freedom issue as the basic two questions in the Middle East. We underline one more time that a deep-scaled peace can not be realize without the freedom of the two people. We support all the peoples' freedom strugles in particularly Palestine and Kurdish Peoples. We remind one more time the right of self-determination.
We declare that, we support Palestinian People, right to coming back to the Palestinian refugees and their struggle against Zionism. We say that releasing is required for Kurdish woman arrestee, Zeynep Celaliyan, Tunusian woman activist who arrested due to her speech on "my body is mine", Palestinian leader Ahmat Saadat, Marwan Barguti and human rights defender from Bahrein, Abdulhadi Al-Khawaja.
Regarding to the women rights and their freedom, we as the women that refuse political, ideological and ethnic oriented discriminative approaches. Express that we will struggle together according to the woman entity without discrimination on politic view and ideological approach.
Therefore, we announce a joint and concurrent campaigns against the violence by the states and male in order to creating an awareness to the violence on women in public and special area in the Middle East and North Africa. We pay attention to 25th November as a symbolic date for women against discrimination and violence.
We will be in opposition to demolition of cultural history and save the damaged nature which fall into war and the occupation.
Our conference is a new political ground for women and promises hope to international struggle against tyrants, dictators and male-dominant system. The sustainability and to strengthen the ground is up to us. We as women trust ourselves and say that the peace will come to these lands by the women.